Anasayfa  ›  Web Tasarım

Web Tasarım

Web tasarım, okuru aradığı bilgiye en kısa yoldan götürür: ürününüzün satıldığı yerleri gösteren sayfa, iş başvurusu yapmak isteyenin izleyeceği yol, uzun bir yazının rahat okunacağı harf boyu ve çok ürünlü bir sitenin menüsü.

Telefon ekranı: Web Tasarım

Web Tasarım Ürününüzün Satıldığı Yerleri Gösteren Sayfayı Nasıl Kurar?

Tulum peyniri yapan bir üretici, peynirini Karaman merkezden birkaç şehirdeki şarküterilere ve marketlere yollar. Bir lokantada kahvaltıda önüne gelen peyniri beğenen müşteri, garsondan üreticinin adını öğrenir ve sitesini açar. Tek sorusu vardır: oturduğum yerde bunu hangi dükkân satıyor? Sitede bir tanıtım yazısı, birkaç fotoğraf ve bir iletişim formu bulur. Web tasarım bu soruya form doldurtmadan cevap veren sayfayı kurar: satış noktaları sayfasını.

Sayfanın omurgası bir listedir: il il, ilçe ilçe dizilmiş satış noktaları. Liste çabuk açılır, zayıf bağlantıda da okunur ve yazı olduğu için arama motoru da onu okuyabilir; “Ermenek’te tulum peyniri nerede satılır” diye arayan biri o satıra varabilir. Harita listenin yerine değil, yanına konur. Yalnızca haritadan ibaret bir sayfa geç açılır, telefonda parmakla zor gezilir ve üzerindeki noktalar yazı olarak okunamaz.

Her satış noktası aynı düzenle yazılır: dükkânın adı, açık adresi, biliniyorsa çalışma saatleri ve telefonu. Yanında yol tarifini açan bir bağlantı durur; dokunan kişinin telefonundaki harita uygulaması o adresle açılır. Dükkânda ürünün hangi çeşidinin bulunduğu biliniyorsa o da yazılır; peynirin yalnızca küçük ambalajını satan market ile deriden keserek veren şarküteri, arayan kişi için aynı yer değildir.

Nokta sayısı arttığında sayfanın başına bir arama kutusu ya da il seçimi eklenir; ziyaretçi kendi şehrini yazar, liste kısalır. Asıl iş ise tasarım bittikten sonra başlar: listeyi kim güncel tutacak? Bu kişinin adı baştan konur. Satış noktası eklemek ve çıkarmak, yazılım bilmeyen birinin yönetim ekranından birkaç dakikada yapabileceği bir iş olarak kurulur; yoksa liste ilk aylardan sonra eskimeye başlar.

Sayfanın altında dükkân sahipleri için kısa bir yol bulunur: ürünü satmak ya da listeden çıkmak isteyen kime, nasıl yazacak? Kapanan ya da ürünü artık satmayan nokta, öğrenildiği gün listeden kaldırılır; müşteriyi kapalı bir kapıya göndermek, hiç adres vermemekten kötüdür. Ürün internetten de satılıyorsa listenin başında sipariş sayfasına giden bağlantı durur. Listeye uydurma nokta yazılmaz; teyit edilmeyen dükkân bekletilir.

Bu sayfa birçok üretici sitesinde yoktur ya da yıllar önceki bir listeyle durur. Web tasarım için de ilk iş ücretsiz ilk okumadır: sitenizi, ürününüzü yeni tatmış ve nereden alacağını arayan biri olarak okuruz; dışarıdan bakarız, şifre gerekmez. “Nereden alırım” sorusunun cevabı birkaç dokunuşta bulunamıyorsa bu bir kenar notudur; yanında sayfanın adı, okurun nerede durduğu ve hangi ayın listesinde düzeleceği yazar.

İş Başvurusu Yapmak İsteyen Biri Sitenizde Neyi Bulmalıdır?

Organize sanayi bölgesindeki bir gıda fabrikası makine operatörü arıyor. İlanı duyan genç bir işçi, vardiya çıkışında durakta beklerken fabrikanın sitesini telefonunda açar. “Kariyer” yazan bir başlık bulur; altında tek cümle vardır: “Özgeçmişinizi şu adrese gönderebilirsiniz.” Hangi iş açık, vardiya nasıl, servis var mı, yazmıyor. Telefonunda hazır bir özgeçmiş dosyası da yok. Minibüs gelir; sekmeyi kapatır, bir daha da açmaz.

İş başvuru sayfası büyük ölçüde telefonda ve ayaküstü okunur; okuyan kişi masa başındaki bir uzman değil, yeni bir vardiyaya girecek bir ustadır. Sayfa önce şunu söyler: şu anda hangi işler açık? Her açık iş kendi adıyla ve bir iki cümlelik tarifiyle yazılır. “Genel başvuru” diye tek bir kutu, kimin arandığını söylemez. Açık iş yoksa o da yazılır; okur boşuna form doldurmaz.

Ardından iş yerinin kendisi gelir: fabrika nerede, oraya nasıl gidiliyor, servis hangi semtlerden geçiyor? Vardiya düzeni genel hatlarıyla anlatılır; aday, gece çalışılıp çalışılmadığını görüşmeye gelmeden bilmek ister. Aranan şartlar yalın sayılır: hangi makine bilinmeli, hangi belge isteniyor, deneyim şart mı? Okuyan kendini ölçer, uygun olmayan baştan ayrılır. Yazılan her şey doğru olmalıdır; sayfa iş yerinde olmayan bir düzeni anlatmaz.

Başvuru iki dakikada bitmelidir. Hesap açtıran, şifre belirleten, sayfalarca soru soran bir form durakta bekleyen adayı kaybeder. Ad, telefon, başvurulan iş ve birkaç kısa soru yeter; özgeçmiş dosyası eklenebilir, ama zorunlu tutulmaz, çünkü birçok ustanın telefonunda böyle bir dosya yoktur. Form gönderilince ne olacağı da yazılır: başvurunun ulaştığı, kimin döneceği, aşağı yukarı ne zaman dönüleceği ve dönülmezse bunun ne anlama geldiği.

Dolan iş, dolduğu gün sayfadan kalkar. Aylar önce kapanmış bir ilana başvuran kişi cevap alamaz ve bunu çevresine anlatır. Başvuruyla gelen bilgiler kişiseldir: ad, telefon, adres, eğitim ve iş geçmişi. Bunların nasıl toplanacağını ve ne kadar saklanacağını belirleyen kurallar vardır; formun yanında bu konuda kısa bir bilgilendirme durur. Bu yazı hukuk görüşü değildir; o metnin içeriğine bir hukukçunun bakması gerekir.

Sayfaya iş yerinin kendi fotoğrafları konur: üretim hattı, yemekhane, servis aracı. Hazır fotoğraf sitelerinden alınmış gülümseyen yabancı yüzler adayı inandırmaz; çalışanların yüzü de ancak izinleriyle gösterilir. Web tasarım ilk okumasında, açık işi söylemeyen bir kariyer sayfası kenar notu olur. Temize çekme listesinde, yani onayınıza gelen aylık işler arasında, o notun kendi satırı bulunur; onaylamadığınız hiçbir şey yeniden yazılmaz.

Uzun Bir Yazı Ekranda Hangi Harf Boyu ve Satır Uzunluğuyla Rahat Okunur?

Karaman işletmelerinin defterini tutan bir mali müşavir, mükelleflerinin en çok sorduğu konuları sitesinde uzun ve özenli yazılarla anlatır. Yazılar büroda, geniş ekranda yazılmıştır ve orada düzgün görünür. Bir esnaf aynı yazıyı akşam dükkânı kapatırken telefonunda açar: açık gri, ufacık harfler ekranın bir kenarından ötekine uzanır, paragraflar birbirine yapışmıştır. İki parmağıyla büyütür, satırın sonunu görmek için ekranı yana kaydırır, üçüncü paragrafta bırakır.

Uzun bir yazıyı okunur kılan ilk şey harfin boyudur. Ölçüsü yalındır: telefon her zaman tutulduğu uzaklıkta dururken yazı, büyütmeye gerek kalmadan okunabilmelidir. Geniş ekranda yerinde görünen harf, telefonda kendiliğinden doğru boya gelmez; ayrıca ayarlanır. Karar verilirken de büyük ekrandaki taslağa değil, eldeki telefona bakılır. Okuyamayan kişi yazıyı büyütmekle uğraşmaz; çoğu zaman başka bir sitede aynı konunun daha rahat okunan anlatımına geçer.

İkinci şey satırın uzunluğudur. Satır çok uzunsa göz sonuna varıp geri dönerken bir sonraki satırın başını şaşırır; aynı satırı iki kez okur ya da birini atlar. Çok kısaysa her iki üç sözcükte bir alt satıra iner, cümle parçalanır. Rahat okunan satır aşağı yukarı on sözcük taşır. Geniş ekranda yazı sütunu bu yüzden dar tutulur; ekran genişledikçe satır uzamaz, iki yanda boşluk kalır.

Üçüncüsü satırların arasıdır: üst üste binmiş satırlar gözü yorar, aralarında nefes payı olanlar yolu gösterir. Dördüncüsü renktir: açık zemin üstünde koyu yazı okunur; açık gri harf, parlaklığı kısılmış bir ekranda zeminle birleşir. Yazı iki yana yaslanmaz; dar ekranda sözcüklerin arasında düzensiz boşluklar açılır, göz bu boşluklara takılır. Sola dayalı, sağ kenarı serbest bırakılmış satırlar uzun okumada daha rahat izlenir.

Paragraflar kısa tutulur ve aralarında boşluk bırakılır; her paragrafa tek bir düşünce düşer. Ara başlıklar göze yer gösterir: yazıya bir telefon yüzünden ara veren kişi, döndüğünde kaldığı yeri başlıktan bulur. Ziyaretçinin kendi ayarına da uyulur. Telefonunda yazıları büyük gösteren ayarı açmış biri için sayfadaki yazı da büyümeli, satırlar yeniden dizilmelidir; iki parmakla büyütmeyi kapatan bir site o okuru dışarıda bırakır.

Sınaması basittir: sitenizdeki uzun bir yazıyı kendi telefonunuzda baştan sona okuyun. Nerede büyüttünüz, hangi satırda yerinizi kaybettiniz? Web tasarım ilk okumasında biz de aynısını yaparız; okurun durduğu her satıra bir kenar notu yazarız; sırada önce okunmayan, sonra da yanlış yazılan durur. Ay sonu mektubu, yazının artık nasıl okunduğunu ve sıradaki işi anlatır; ikinci okumada aynı yazı yeniden okunur, ilk notlarla karşılaştırılır.

Çok Ürünlü Bir Sitede Menü Kaç Başlık Taşıyabilir?

Bir nalburun sitesini telefonda açıp menü düğmesine dokunalım. Liste açılır: boyalar, fırçalar, vidalar, dübeller, matkap uçları, musluklar, hortumlar, kilitler, menteşeler, zımparalar, silikonlar, elektrik malzemeleri. Sıra ekranın altından taşar; son başlıkları görmek için menünün içinde kaydırmak gerekir. Dükkân sahibi sattığı hiçbir şeyi dışarıda bırakmak istememiştir. Musluk contası arayan müşteri ise listenin ortasında yorulur ve aramayı bırakır.

Menü okunmaz; göz üzerinden bir kez geçer. O tek geçişte bir avuç başlığı alır, fazlası birbirine karışır. Üst düzeyde bu yüzden dört beş, bilemediniz altı yedi başlık durur ve her biri müşterinin kullandığı sözle adlandırılır. Geri kalan her şey bu başlıkların altında toplanır. Menünün işi dükkânda ne varsa saymak değil, müşteriyi doğru rafın başına götürmektir; sayım işini başka sayfalar üstlenir.

Gerisi üç yoldan bulunur. Birincisi alt başlıklardır: “Hırdavat”a dokunan vidayı, dübeli, menteşeyi görür. İkincisi kategori sayfalarıdır: “Boya” başlığı, iç cephe, dış cephe, fırça ve rulo gibi kümeleri resimleriyle gösteren bir sayfaya açılır; menünün taşıyamadığını o sayfa taşır. Üçüncüsü sitenin kendi arama kutusudur. Ne aradığını bilen müşteri menüye hiç bakmaz, yazar; binlerce kalem satan bir sitede bu kutu göz önünde durur.

Geniş ekranda büyük bir açılır panel işe yarayabilir. Fare bir başlığın üstüne geldiğinde ekran genişliğinde bir pencere açılır; alt kümeler sütunlar hâlinde, kendi başlıklarıyla birlikte görünür. Çok ürünlü siteler bunu kullanır, çünkü müşteri dükkânın bütün reyonlarını bir arada görür. Yine de panel bir depo değildir: kümelere ayrılmamış, yüz satırı alt alta dizilmiş bir paneli geniş ekranda da kimse okumaz.

Telefonda aynı panel çalışmaz. Fare yoktur, bir şeyin üstüne gelmek diye bir hareket yoktur; parmak ya dokunur ya dokunmaz. Ekran dardır, sütunlar yan yana sığmaz. Telefonun kendi çözümü gerekir: ana başlıklar alt alta durur, dokunulan başlığın altı açılır, ötekiler kapalı kalır; arama kutusu en üstte bekler. Başlıkların sırası ise telefonda da bilgisayarda da aynıdır; müşteri iki ayrı dükkân öğrenmek zorunda kalmaz.

Seyrek aranan sayfalar, yani iade koşulları, banka bilgileri, hakkımızda yazısı, menüden alt bilgiye iner. Sınaması da kolaydır: siteyi hiç görmemiş birinden üç şey bulmasını isteyin; bir musluk contası, çalışma saatleriniz, bir kutu vida. Nerede durakladığına bakın. Web tasarım için yapılan ilk okumada biz de böyle bakarız. Bize sitenizin adresini yazın; ücretsiz ilk okumaya biz alalım, okurun takıldığı yerleri kenar notlarıyla size gösterelim.

Sıkça Sorulan Sorular
Ürünümü satan dükkânların bir bölümü adının sitemde geçmesini istemiyor; satış noktaları sayfasını yine de açabilir miyim?

Açabilirsiniz; listeye yalnızca onay veren dükkânlar yazılır. Her birine tek tek sorulur, onayı bir satırla yazılı alınır. Ad vermek istemeyenlerin bulunduğu ilçe için sayfaya kısa bir not düşülür: bu ilçede satış noktası var, adres için arayın. Böylece o ilçeden bakan müşteri boş dönmez, dükkânın isteği de çiğnenmez.

Dosya yerine üç dört somut soru sorarak. Hangi makinede çalıştınız, hangi vardiyada çalışabilirsiniz, hangi semtte oturuyorsunuz, ne zaman başlayabilirsiniz? Bu soruları iki dakikada cevaplayan aday, işi gerçekten isteyen adaydır; cevaplar da size dosyadan fazlasını söyler. Özgeçmiş alanı formda kalır, ama isteğe bağlıdır; dosyası olan ekler.

Çoğu zaman gerekmez. Telefonların ve tarayıcıların kendi büyütme ayarı vardır; buna ihtiyaç duyan kişi onu çoktan açmıştır. Sitenin görevi bu ayarı bozmamaktır: yazı büyüdüğünde satırlar yeniden dizilmeli, hiçbir şey ekranın dışına taşmamalıdır. Yazıya baştan rahat okunan bir boy vermek, sonradan eklenen bir düğmeden daha çok kişinin işine yarar.

Tek başına olmaz. Menüye bakan kişi ne sattığınızı o birkaç sözcükten anlar; “Tüm Ürünler” ona hiçbir şey söylemez. Üst düzeye dört beş ana kümenizi kendi adlarıyla yazın: boya, hırdavat, tesisat, elektrik gibi. “Tüm ürünler” bunların yanında bir başlık olarak kalabilir; arama kutusu da görünür bir yerde durur.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.