Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, sayfadaki sözün okurun sözüyle buluşmasına bakar: bir hizmetin yabancı adı ile Türkçe adı, baştan sona büyük harfle yazılmış başlıklar, sitenin değişik yerlerinde yazan adres ve telefonlar, üzerinde yalnızca “buraya tıklayın” yazan bağlantılar.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Bir Hizmetin Yabancı Adı ile Türkçe Adından Hangisini Sayfada Öne Yazar?

Karaman merkezde bir düğün salonu, sitesinin menüsüne “Catering” diye bir başlık koymuştur. Gün sormaya gelen aileler ise masaya oturunca başka bir sözle sorar: “Düğün yemeğini siz mi veriyorsunuz?” Aynı hizmetin iki adı vardır; biri meslekte, öteki sofrada kullanılır. Site içi SEO, sayfanın başlığına ve ilk satırlarına bu iki addan hangisinin yazılacağına bakar; çünkü arama kutusuna da ikisinden biri yazılır.

Meslekler ödünç sözcüklerle doludur. Araç kiralayan iş yeri tabelasına “rent a car” yazar, fotoğrafçı açık havadaki çekime “outdoor” der, nakliyeci kendini “lojistik” firması diye tanıtır. Müşteri bu sözcükleri kimi zaman bilir ve kullanır, kimi zaman hiç duymamıştır, kimi zaman ikisini birlikte yazar. Yabancı sözcük bir de kulaktan yazılır: aynı hizmet hem “catering” hem “katering” diye aranır. Hangisinin ağır bastığı işten işe değişir.

Hangisinin yazıldığı varsayılmaz, öğrenilir. İlk kaynak arama kutusunun kendisidir: hizmetin önce Türkçe adını, sonra yabancı adını yazmaya başlayın; kutunun tamamlamak için önerdiği sözler, insanların gerçekten yazdıklarından derlenir. İkinci kaynak telefonunuzdur: arayanlar hizmeti hangi sözcükle soruyor? Bir hafta boyunca duyduklarınızı bir kâğıda not etmek yeter. Üçüncüsü, sitenize bugün hangi aramalardan gelindiğini gösteren kayıtlardır; orada sizin hiç kullanmadığınız sözcükler çıkabilir.

Sayfa, müşterilerin çoğunun kullandığı sözcüğü başlığına ve ilk satırlarına alır. Ötekini yalnızca bir yerde, akışı bozmayan bir cümleyle anar: “Düğün yemeği hizmetimiz, meslekte catering olarak da bilinir.” Böylece öteki sözcükle arayan da doğru yere geldiğini anlar. Arama motorları yakın anlamlı sözcükleri çoğu zaman birbirine bağlar; ama sonuç listesine bakan kişi kendi yazdığı sözcüğü başlıkta görmek ister ve çoğunlukla ona dokunur.

Aynı hizmet için iki ayrı sayfa açılmaz. Biri “catering”, öteki “düğün yemeği” başlığını taşıyan iki sayfa aynı hizmeti anlatır, birbirine rakip olur ve okuru ikiye böler. Meslekten kişilere seslenen sayfalarda ise seçim tersine dönebilir: fabrikasına her gün yemek verecek firma arayan satın alma sorumlusu büyük olasılıkla yabancı adı yazar. O sayfanın başlığında meslek sözcüğü durur, Türkçesi bir kez anılır.

Bu seçim tabelanızı değiştirmez; işletmenizin adı neyse odur. Değişen, hizmeti anlatan sayfanın hangi sözcükle açıldığıdır. Site içi SEO bizde ücretsiz bir ilk okumayla başlar: sayfalarınızı, salonunuzdan hiç haberi olmayan biri gibi, şifre sormadan ve dışarıdan okuruz. Başlıktaki sözcük müşterinin sözcüğüyle uyuşmuyorsa o başlığın yanına bir kenar notu yazarız: okur tam burada duraklıyor, çünkü aradığı adı göremiyor.

Tamamı Büyük Harfle Yazılmış Başlıklar ve Düğmeler Okuru Nasıl Yorar?

Matematik ve fen dersleri veren özel bir kursun sitesinde harflerin hepsi büyüktür. Tepede “YENİ DÖNEM KAYITLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR” yazar; altındaki ara başlıklar, düğmeler ve altı satırlık duyuru da aynı biçimde dizilmiştir. Derslerine destek arayan bir öğrenci duyuruyu telefonunda okumaya başlar, üçüncü satırda yerini kaybeder, baştan alır. Sayfada her şey aynı sesle bağırdığı için hiçbir şey öne çıkmaz; göz tutunacak yer bulamaz.

Küçük harfle yazılmış bir sözcüğün kendine özgü bir biçimi vardır: kimi harf yukarı uzanır, kimi satırın altına sarkar, kimi alçak kalır. Okumaya alışmış göz harfleri tek tek hecelemez; sözcüğü bu girintili çıkıntılı görünüşünden de tanır. Büyük harfle yazıldığında bütün harfler aynı boya gelir, her sözcük bir dikdörtgene benzer. Göz ipucunu yitirir; satır çoğu okur için yavaşlar, paragraf ise bir duvara döner.

Ekranda büyük harfin bir anlamı daha vardır: bağırmak. Mesajlaşmaya alışkın herkes, tamamı büyük yazılmış bir cümleyi yükseltilmiş ses gibi okur. Birkaç sözcük bunu kaldırır: kısa bir etiket, “ARA” ya da “KAYIT OL” gibi bir düğme, tablonun üst satırı. Bir cümle kaldırmaz, bir duyuru hiç kaldırmaz. Düğmedeki iki sözcük ile altı satırlık duyuru aynı kalıba girdiğinde okur, hangisinin kendisinden bir şey istediğini ayıramaz.

Türkçede ikinci bir sorun çıkar. Büyük harfler her zaman klavyeden yazılmaz; hazır tasarımların birçoğunda metin olağan biçimde yazılır, tasarım onu ekranda büyük harfe çevirir. Sayfanın kodunda dilin Türkçe olduğu belirtilmemişse tarayıcı küçük i’yi büyütürken noktasını koymaz: “bilgi” sözcüğü “BILGI”, “iletişim” ise “ILETIŞIM” diye görünür. Okur yanlışın nerede olduğunu söyleyemez, ama bir özensizlik sezer. Düzeltmesi tek satırdır: sayfanın dili doğru bildirilir.

Büyük harfin bedeli sayfanın dışına da taşar. Başlığı klavyeden büyük harfle yazdıysanız arama sonucundaki satırınız da öyle görünebilir; alt alta dizilmiş sakin satırların arasında bağıran bir satır güven vermez. Sayfayı ekran okuyucuyla, yani yazıyı seslendiren programla dinleyen biri için de sorun çıkabilir: program, büyük harfle yazılmış kısa bir sözcüğü kısaltma sanıp harf harf okuyabilir. Metni kopyalayan da onu büyük harfle taşır.

Kural yalındır: düz yazıda olduğu gibi yazın; cümlenin ve özel adın başında büyük harf, gerisi küçük. Vurguyu harfin boyuna, kalınlığına ve çevresindeki boşluğa bırakın. İlk okumada tamamı büyük harfle dizilmiş bir duyuru kenar notlarına geçer; site içi SEO açısından yanına üç şey yazılır: hangi sayfada durduğu, okuru kaçıncı satırda yorduğu, hangi ayın temize çekme listesine gireceği.

Adresiniz, Telefonunuz ve Çalışma Saatleriniz Sitenin Kaç Yerinde Yazıyor ve Hepsi Aynı mı?

Karaman merkezde bir sigorta acentesinin sitesini üç yerinden okuyalım. Sayfaların en altında, alt bilgide bir telefon numarası yazıyor. İletişim sayfasında başka bir numara var; acente geçen yıl hat değiştirmiş. Anasayfadaki büyük fotoğrafın üstüne ise üçüncü bir numara işlenmiş; o da açılış günlerinden kalma. Poliçesini yenileyecek müşteri hangisini arayacağını bilemez; ilk denediği numara çalmazsa çoğu zaman ikincisini denemez.

Bir işletmenin adresi, telefon numarası ve çalışma saatleri tek bir sitede sanıldığından çok yerde yazar: sayfaların üst bölümünde, iletişim sayfasında, alt bilgide, “hakkımızda” yazısının içinde, fotoğrafların ve kampanya görsellerinin üstünde, yıllar önce yayımlanmış duyurularda, indirilen broşürde, formu dolduran kişiye giden otomatik e-postada. Bir de ziyaretçinin görmediği yer vardır: arama motoru için koda yazılmış notlar. Site sahiplerinin çoğu bunların ancak yarısını hatırlar.

Bilgi değiştiği gün yalnızca akla gelen yer düzeltilir. İletişim sayfası yenilenir; görseldeki numara, eski duyurudaki bayram saatleri, broşürdeki adres olduğu gibi kalır. Ziyaretçi hangisinin doğru olduğunu bilemez. Arama motoru da aynı sitede birbirini tutmayan bilgiler okur; sonuçlarda hangi numarayı göstereceği belli olmaz, kimi zaman eskisini seçer. Yanlış numarayı arayan müşteri bunu size haber vermez; başka bir acenteyi arar.

İlk çare, bilgiyi tek yerde tutmaktır. Site yazılımlarının birçoğu telefonu, adresi ve saatleri bir kez yazıp sayfaların tepesine, alt bilgiye ve iletişim sayfasına oradan çekmeye izin verir; numara değiştiğinde tek kutu düzeltilir, öteki yerler kendiliğinden değişir. Yazılım buna elvermiyorsa ikinci çare bir listedir: bu üç bilginin sitede geçtiği her yer sayfa adıyla alt alta yazılır ve değişiklik günü baştan sona izlenir.

Numara hiçbir zaman yalnızca bir resmin içinde durmamalıdır. Resimdeki numaraya dokunup arama yapılamaz, numara kopyalanamaz; arama motoru onu okuyamayabilir, ekran okuyucu ise çoğu zaman okuyamaz. Değiştiğinde görselin yeniden hazırlanması gerekir; en geç düzeltilen yer bu yüzden orasıdır. Görselde numara olacaksa aynısı hemen yanında yazıyla da bulunur. Bayram ve cumartesi saatleri için de aynısı geçerlidir: resimde değil, yazıda dururlar.

Her değişiklikten sonra listenin üzerinden bir kez daha geçilir. Eski numarayı sitenizin kendi arama kutusuna yazmak da unutulan sayfaları çoğu zaman ortaya çıkarır. Site içi SEO ilk okumasında birbirini tutmayan iki numara okunmayan bilgi sayılır ve sıranın başına geçer: önce okunmayan düzelir, sonra yanlış yazılan. Temize çekme listesinde kendi satırı olur; ay sonu mektubunda hangi sayfaların düzeldiğini adlarıyla, yalın Türkçeyle yazarız.

Bağlantının Üzerine “Buraya Tıklayın” Yazmak Neyi Eksik Bırakır?

Kazımkarabekir’de bir tarım makineleri bayisinin “Hizmetlerimiz” sayfasında beş cümle alt alta durur ve beşi de aynı iki sözcükle biter: “buraya tıklayın”. İkinci el traktör listesi için buraya tıklayın. Yedek parça siparişi için buraya tıklayın. Servis randevusu için buraya tıklayın. Mavi yazılmış beş bağlantı birbirinin aynısıdır; sayfaya göz gezdiren çiftçi hangisinin kendi işine yaradığını, cümleleri tek tek okumadan anlayamaz.

Bir bağlantının üzerindeki sözcükler, öteki uçta ne beklediğini söyler. Göz sayfayı okumadan önce gezer ve renkli, altı çizili yerlere takılır; orada “devamı”, “tıklayın” ya da “buraya” yazıyorsa takıldığı yer ona hiçbir şey anlatmaz. Arama motoru da bağlantıyı izlerken aynı sözcükleri okur ve varacağı sayfanın konusu için oradan ipucu alır. “Buraya” sözcüğünden çıkarabileceği bir konu yoktur.

Sayfayı görmeyip dinleyen ziyaretçi için durum daha ağırdır. Ekran okuyucu kullanan kişi, sayfadaki bağlantıları bir liste hâlinde dinleyebilir; birçok kullanıcı siteleri böyle gezer. Bayinin sayfasında o liste şöyle okunur: buraya tıklayın, buraya tıklayın, buraya tıklayın. Beş kez aynı ses. Hangisinin traktöre, hangisinin servise gittiğini anlamak için her birini açıp geri dönmek gerekir; çoğu kişi bunu yapmaz.

İyi bir bağlantı hedefinin adını taşır ve bu adı çoğu zaman cümlenin kendisi verir. İlk cümlede “ikinci el traktör listesi” sözleri bağlantı yapılır; “için buraya tıklayın” silinir. Üç dört sözcük yeter; okur bağlantıya bakar bakmaz nereye varacağını bilir. Telefonda zaten kimse tıklamaz, dokunur; o sözcük masaüstü bilgisayar günlerinden kalmıştır. Aynı sayfaya giden bağlantılar sitenin her yerinde aynı adı kullanır.

Öteki uçta da bir sınır vardır. Bütün bir paragrafı bağlantı yapmak, hiçbir şeyi işaretlememekle aynı kapıya çıkar; göz yine tutunacak yer bulamaz. Aynı sözcük öbeğini sitenin her sayfasında, her fırsatta aynı hedefe bağlamak da okur için değil, arama motoru için yazılmış gibi durur; çoğu zaman öyle de karşılanır. Bağlantı, cümlenin akışında zaten geçen sözlerden seçilir; cümle onun için eğilip bükülmez.

Düğmeler de aynı kurala uyar: “Gönder” yerine “Servis randevusu iste” yazan düğme, basılınca ne olacağını söyler. Dosyaya giden bağlantı, dosyanın türünü ve boyutunu da belirtir; telefonda kotasını düşünen kişi neyi indireceğini bilmek ister. Hedefini söylemeyen her bağlantı, site içi SEO için yaptığımız ilk okumada bir kenar notudur. Site adresinizi yazmanız yeter: sitenizi ilk okumaya alır, notları sayfa sayfa göndeririz; ilk okuma ücretsizdir.

Sıkça Sorulan Sorular
Tabelamda hizmetin yabancı adı yazıyor; sayfada Türkçesini öne alırsam tabelayla sitem birbirini tutmamış olmaz mı?

Olmaz, çünkü ikisi ayrı şeylerdir. Tabeladaki ad işletmenizin adıdır; sitede de, harita kaydında da harfi harfine aynı kalır. Burada seçilen, hizmeti anlatan sayfanın başlığıdır. O başlıkta müşterinin sözcüğü öne geçer, tabeladaki sözcük ilk paragrafta bir kez anılır. Okur ikisinin aynı hizmet olduğunu oradan anlar.

Gerekmez. Logo bir resimdir ve olduğu gibi kalır. Yazının içinde adınız, her özel ad gibi, baş harfleri büyük yazılır; cümlenin ortasında büyük harflerle duran bir ad okuru her seferinde durdurur. Sayfanın tepesinde tek başına duran bir iki sözcüklük ad büyük harfi kaldırır; paragrafın içindeki ad kaldırmaz.

Doğru kurulmuş bir sitede tek yeri: saatlerin yazıldığı kutuyu. Alt bilgi ve iletişim sayfası oradan çekiyorsa kendiliğinden değişir. Elle yazılmış yerler ayrıca aranır: “hakkımızda” yazısı, eski duyurular, görseller, otomatik e-posta. Bunları bir kez listeleyin; her mevsim aynı listeyi izleyin. Sitenin dışındaki harita kaydınızı da aynı gün güncelleyin.

Çoğu tasarımda değiştirilebilir; bu yazı tek bir ayardan gelir. Listede her yazının başlığı da bağlantıysa hedefi zaten o söyler; “devamını oku” yanında kalabilir. Yine de bu bağlantıya, ekranda görünmeyen ama sesli okunan bir ek konabilir: “devamını oku” sözünün ardından yazının adı. Dinleyen ziyaretçi böylece bağlantıları birbirinden ayırır.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.