Anasayfa  ›  Site Dışı SEO

Site Dışı Seo

Site dışı SEO, adınızın başkalarınca nasıl yazıldığını ve arandığını izler: adı yanlış yazarak arayanlar, arama kutusunun adınıza eklediği öneriler, ücretli basın bülteni dağıtımı ve blog yorumlarına bırakılan bağlantılar.

Telefon ekranı: Site Dışı SEO

Site Dışı SEO Adınızı Yanlış Yazarak Arayanların Sizi Bulup Bulamadığına Neden Bakar?

Koyun sütü işleyen bir Karaman mandırasının adında bir “ğ” ile bir çift “l” vardır. Adı telefonda duyan toptancı yazarken “ğ” yerine “g” koyar; komşusundan duyan müşteri çift harfin birini düşürür; bir başkası iki sözcüğü bitişik yazar. Arama kutusuna her gün aynı mandıra için üç dört ayrı yazılış girer. Site dışı SEO, bu yazılışların her birinde mandıranın bulunup bulunmadığına bakar.

Arama motorları yanlış yazılan sözcüklerin çoğunu kendiliğinden düzeltir; “bunu mu demek istediniz” diye sorar ya da sormadan doğrusunun sonuçlarını gösterir. Bunu, aynı sözcüğü daha önce çok sayıda kişinin yazmış olmasına dayanarak yapar. Yeni ya da az bilinen bir işletme adında bu birikim yoktur. Motor yanlış yazılışı düzeltemeyebilir; kimi zaman da adı sözlükteki daha yaygın bir sözcüğe çevirir ve bambaşka sonuçlar gösterir.

Yanlış yazan yalnızca müşteri değildir. Firma dizinleri, yerel haber siteleri, bir pazarın katılımcı listesi, müşterilerin sosyal medya paylaşımları da adı birkaç biçimde yazar: kimi “ğ”siz, kimi bitişik, kimi sonuna “süt ürünleri” ekleyerek. Arama motoru bu yazılışların aynı işletmeyi gösterdiğini kendi çıkarmak zorunda kalır. Yazılışlar dağıldıkça bunu çıkarması güçleşir; adınızın geçtiği bir yazı sizinle ilişkilendirilmeden kalabilir.

İlk iş, insanların adı gerçekte nasıl yazdığını öğrenmektir. Arama kutusunun önerileri, sitenize hangi aramalardan gelindiğini gösteren kayıtlar ve telefonda adın size nasıl tekrarlandığı bunu söyler. İkinci iş, doğru yazılışın elinizdeki her yerde aynı durmasıdır: sitede, sosyal medya hesaplarında, harita kaydında, dizinlerdeki satırlarda, ambalajda ve faturanın tepesinde. Tek harf bile oynamaz; “ğ” bir yerde yazılıyorsa hepsinde yazılır.

Yapılmayacak iş de bellidir: yanlış yazılışlarla doldurulmuş sayfalar açılmaz. Böyle bir sayfa okura bir şey anlatmaz, arama motoruna da oyun gibi görünür. Yaygın bir yazılış varsa sitede bir kez, doğal bir cümleyle anılır: “Adımız kimi zaman tek ‘l’ ile de yazılıyor.” Adı yanlış yazan dizinden ya da haber sitesinden düzeltme rica edilir: kısa, kibar bir iletiyle, doğru yazılış ve sayfanın adresi verilerek.

Yazılması zor bir ad, söylendiği yerde harf harf söylenir: telefonda, radyo duyurusunda, tanıtım videosunda. “Ğ” harfini ve çift harfi ayrıca belirtmek birkaç saniye alır, arayanı doğru yazılışa götürür. Site dışı SEO için de önce ücretsiz ilk okuma yapılır; işletmeniz için başka yerlerde yazılanları, adınızı ilk kez duyan biri olarak, dışarıdan okuruz. Şifre sorulmaz. Adınızın yanlış yazıldığı her satır kenar notlarına geçer.

Adınızı Yazınca Çıkan Otomatik Tamamlama Önerileri Nereden Gelir?

Bir lokanta sahibi, akşam servisinden sonra telefonuna kendi lokantasının adını yazmaya başlar. Daha adın sonuna gelmeden arama kutusu yazdıklarını tamamlamayı önerir; önerilerin ikincisinde adın yanında “kapandı mı” sözleri durur. Lokanta açıktır, o akşam da doludur. Sahibi önce birinin oyun oynadığını düşünür; bunu kimin yazdığını ve nasıl sildireceğini sorar. İki sorunun cevabı da bu önerilerin nereden geldiğindedir.

Otomatik tamamlama önerileri, çok sayıda kişinin daha önce yaptığı aramalardan derlenir. Arama motoru buna arayanın bulunduğu yeri, günün gündemini ve kullanılan dili de katar; bu yüzden aynı ad iki ayrı şehirde ya da iki ayrı haftada başka sözlerle tamamlanabilir. Önerileri işletme yazmaz; arama motorunun çalışanları da tek tek seçmez. Bir yazılım, insanların ne yazdığına bakarak onları kendiliğinden üretir.

Bu yüzden öneri sipariş edilmez, satın alınmaz, başvuruyla da eklenmez. Reklam verenin adının yanına daha güzel sözler gelmez. “Adınızın yanına istediğiniz kelimeyi çıkarırız” diyen bir teklif, elinde olmayan bir şeyi satmaktadır. Öneriyi değiştiren tek şey, insanların zamanla başka şeyler yazmaya başlamasıdır; bunun kaç ay alacağını önceden bilen yoktur. Öneriler sık sık da değişir; bugün görünen yarın görünmeyebilir.

Hoşa gitmeyen bir öneri çoğu zaman gerçek bir soruya işaret eder. “Kapandı mı” sözleri, birilerinin lokantayı kapalı bulduğunu ya da böyle duyduğunu gösterir: belki onarım için iki hafta kapalı kalındı, belki harita kaydındaki saatler yanlış, belki aynı sokaktaki başka bir yer kapandı. Soru sorulmuştur; cevabını siz vermezseniz arayan kişi onu eski bir yorumdan ya da kulaktan dolma bir paylaşımdan öğrenir.

Cevap açıkça verilir. Sitenin anasayfasına ve iletişim sayfasına kısa bir satır yazılır: “Açığız; haftanın her günü öğle ve akşam servisi veriyoruz.” Taşındıysanız yeni adres, işletme el değiştirdiyse yeni işletmeci aynı açıklıkla yazılır. Harita kaydındaki saatler güncellenir, bayram ve tatil günleri ayrıca girilir. O öneriye dokunan kişi sonuçların başında sizin güncel cevabınızı bulursa soru çoğu zaman orada kapanır.

Google’ın, kendi kurallarına aykırı önerileri bildirmek için bir yolu vardır; ama bu yol dar ve yavaştır. Bir öneriyi yalnızca hoşunuza gitmediği için kaldırtamazsınız. Öneriyi değiştirmek için kendiniz yazıp durmak ya da başkasına parayla yazdırmak ise yönlendirme sayılır; arama motorları bunu ayıklamaya çalışır. Site dışı SEO ilk okumasında adınızın yanında çıkan öneriler tek tek yazılır; cevapsız kalmış her soru bir kenar notudur.

Ücretli Basın Bülteni Dağıtımı Bağlantı ve Görünürlük Kazandırır mı?

Karaman ilinde, organize sanayi bölgesinde yeni kurulan bir ambalaj fabrikasına bir teklif gelir: fabrikayı tanıtan tek yazı, iki yüz haber sitesinde birden yayımlanacaktır. Teklifin ekinde sitelerin uzun bir listesi, altında da tek bir bedel yazar. Fabrikanın sahibi listeden etkilenir; adının iki yüz ayrı yerde geçmesi, iki yüz kapının birden açılması gibi görünür. Karar vermeden önce bu hizmetin gerçekte ne yaptığına bakmak gerekir.

Dağıtım hizmeti, aynı metni tek sözcüğünü değiştirmeden çok sayıda siteye kopyalar. Bu sitelerin çoğu, kendisine gönderilen her bülteni okumadan yayımlar; yazı anasayfaya değil, “basın bültenleri” gibi bir köşeye düşer. O köşeye uğrayan pek olmaz. Metni bir editör seçmemiş, fabrikaya bir muhabir gelmemiştir. İki yüz adres vardır; ama ortada iki yüz ayrı okur topluluğu yoktur, aynı yazının iki yüz kopyası vardır.

Bağlantı tarafında da beklenen olmaz. Bu yazılardaki bağlantılar genellikle “ücretli” ya da “bu bağlantının arkasında durmuyorum” demeye gelen bir notla işaretlenir; işaretlenmese de arama motorları toplu dağıtılmış bültenlerdeki bağlantıları çoğu zaman saymaz. Kopyalar da sonuçlarda seyrek görünür: arama motoru aynı metni pek çok yerde bulduğunda bunlardan birini gösterir, gerisini eler. Raporda iki yüz satır yazar; aramada biri, kimi zaman hiçbiri çıkar.

Bültenin iyi olduğu bir iş vardır: gazetecilere ve meslek yayınlarının editörlerine gerçek bir haberi duyurmak. Yeni üretim hattı, alınan bir belge, açılan iş ilanları, ilk ihracat böyle haberlerdir. Bülten bunu kısa ve yalın anlatır; soru sormak isteyene bir ad ve telefon verir. Değer, bülten kopyalandığında değil, biri onu okuyup kendi cümleleriyle yazdığında doğar; arkasından bir soru, bir ziyaret, bir fotoğraf gelir.

Ödemeden önce sorulacak soru bu yüzden “kaç sitede çıkacak” değil, “ortada haber var mı” sorusudur. Haber yoksa iki yüz kopya da onu haber yapmaz. Haber varsa çoğu zaman pakete gerek kalmaz: bülten, ambalaj ve gıda sanayisini izleyen birkaç yayına ve yerel gazeteye, adıyla seslenilen kısa bir iletiyle doğrudan gönderilir. İşi bilen tek editörün kendi kalemiyle yazdığı yazı, iki yüz kopyadan fazlasını getirir.

Paketi satın aldıysanız bunun çoğu zaman bir zararı olmaz; yalnızca beklenen yarar gelmez. Site dışı SEO açısından sayılan, kopyaların adedi değil, sizi kendi cümleleriyle anan yayınlardır. Temize çekme listesi, onayınız alınmadan başlanmayan aylık iş listesidir; her satırın karşısında, sileceği kenar notu yazılıdır. Ay sonu mektubu neyin düzeldiğini, şimdi nasıl okunduğunu ve sırada ne olduğunu yalın Türkçeyle anlatır.

Blog Yorumlarına Bırakılan Bağlantılar Bugün Bir İşe Yarar mı?

Halı yıkama işi yapan bir firmanın e-posta kutusuna bir teklif düşer: bir hafta içinde beş yüz bağlantı. Bağlantılar blog yazılarının altındaki yorumlara bırakılacak, her yorumda firmanın adı ve site adresi geçecektir. Bedel düşüktür, sayı büyüktür. Firmanın sahibi, bağlantı çoğaldıkça sitenin aramalarda yükseldiğini duymuştur; beş yüz bağlantının bir haftada gelmesi ona kaçırılmayacak bir fırsat gibi görünür.

Yorumlara, ziyaretçi defterlerine ve forum imzalarına bırakılan bağlantılar bugün sitelerin büyük çoğunluğunda işaretlidir. Siteyi çalıştıran yazılım, ziyaretçinin eklediği her bağlantının yanına kendiliğinden bir not koyar: “bunu ben yazmadım, ziyaretçim yazdı; kefil değilim.” Arama motoru bu notu gördüğünde bağlantıyı genellikle bir tavsiye olarak saymaz. Beş yüz yorumun hemen hepsi bu notla gelir; toplamı sıralamanıza çoğu zaman hiçbir şey katmaz.

Toplu bırakıldıklarında bu yorumlar düpedüz istenmeyen iletidir. Çoğunu kimse elle yazmaz; bir yazılım, yorum kutusunu açık bulduğu her sayfaya aynı cümleyi yapıştırır. Arama motorlarının kuralları bunu açıkça yasaklar. Çoğu zaman yalnızca yok sayılır; ama düzenli ve büyük ölçekte yapıldığında sitenin sonuçlarda geriye itilmesine kadar gidebilir. Bunu geri almak, o yorumları bıraktırmaktan çok daha uzun ve zahmetli bir iştir.

Göze görünen bir bedeli de vardır. Firmanın adı, halıyla hiçbir ilgisi olmayan yazıların altına düşer: yabancı dilde bir yemek tarifi, bir oyun sitesi, yıllar önce bırakılmış bir gezi günlüğü. Adınızı arayan müşteri bu sayfalardan birine rastladığında özenli bir işletme görmez. O yorumları sonradan sildirmek de kolay değildir; sayfaların çoğunun sahibine ulaşılamaz, ulaşılanların çoğu cevap vermez.

Yorumun işe yaradığı yer başkadır. Kendi alanınızdaki bir yazının altına, konuya gerçekten bir şey ekleyen birkaç cümle yazarsınız: hangi lekenin hangi suyla çıktığını, yün halının neden ayrı kurutulduğunu. Altına adınızı koyarsınız; bağlantı dayatmazsınız. Yorum alanı çoğu zaman ad satırına site adresi eklemenize izin verir; o kadarı yeter. Yazıyı okuyan sizi bilginizden tanır, merak eden adınızı arar.

Bir de kendi sitenize bakın. Yazılarınızın altındaki yorum bölümü başkalarının bıraktığı bağlantılarla dolduysa o sayfalar sizin aleyhinize konuşur: ziyaretçi bakımsız bir site görür, arama motoru da öyle. Yorumlar onaydan geçirilir; kullanılmıyorsa kapatılır. Bu da site dışı SEO için yapılan ilk okumanın kenar notlarına girer. Site adresinizi bir mesajla gönderin; ücretsiz ilk okumaya alalım, notları önce okunmayan, ardından yanlış yazılan sırasıyla yazalım.

Sıkça Sorulan Sorular
Tabelacı adımı yıllar önce yanlış yazdı ve herkes beni öyle tanıyor; sitemde doğru yazılışı mı, bilinen yazılışı mı kullanmalıyım?

Birini seçin ve her yerde onu kullanın; ikisini karışık yürütmek en kötü seçenektir. Müşteriler sizi tabeladaki biçimle arıyorsa gündelik adınız odur: sitede, harita kaydında ve hesaplarda o yazılır. Resmî yazılış fatura ve sözleşme gibi belgelerde kalır. Sitede bir cümleyle ikisinin aynı işletme olduğu belirtilir.

Bunu yapmayın. Birilerine belirli sözleri yazdırmak önerileri yönlendirme girişimidir; arama motorları böyle girişimleri ayıklamaya uğraşır, emeğiniz de boşa gider. Önce o öneriye kendiniz dokunun ve çıkan sayfaları okuyun: insanlar orada ne buluyor? Yanıtlanmamış bir şikâyet varsa yanıtlayın, çözülmüşse bunu yazın. Soru azaldıkça öneri de zamanla geri çekilebilir; söz verilemez.

Listeden rastgele on adres açın. Yazı anasayfada mı, yoksa kimsenin uğramadığı bir bülten köşesinde mi? Metninizden bir cümleyi tırnak içinde aratın; sonuçlarda kaç kopya görünüyor? Sonra şunu sorun: bu yazıdan sonra sizi arayan, yazan ya da haberi kendi sözleriyle yeniden yazan oldu mu? Üçüne de “hayır” diyorsanız liste yalnızca listedir.

Gerçek müşterileriniz oraya hiç yazmıyorsa kapatmak en temiz yoldur. Yazıyorlarsa üç ayar yeter: her yorum siz onaylamadan yayımlanmaz, eski yazılarda yorum kutusu kapanır, istenmeyen iletileri ayıklayan bir süzgeç çalışır. Bugüne kadar yayımlanmış bağlantılı yorumları da silin; onlar durdukça sayfalarınız bakımsız görünür.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.